25 mart apple etkinliğinde tanıtılan servisler neler? alışkanlıklarımız değişecek mi?

merhabalar. son yazımızda sözünü ettiğimiz üzere, Apple bizim saatimize göre pazartesi akşamı bir etkinlikle yeni servislerini tanıttı. sunumda macos, tvOS ve iOS güncellemeleri de var fakat ana tema elbette yeni yayın servisi, dergi abonelik servisi, oyun servisi ve apple card idi. biz de bu yazıda ilgili servisler hakkında gevezelik edeceğiz.

apple tv+ üzerine

hatırlayabildiğim kadarıyla 1 yıldan fazla bir zamandır Apple'in yeni bir online dizi film platformu üzerinde çalıştığı, hatta netflix satın alımı fikrinin dahi masada olduğu söylenip duruyordu. son aylarda ise söylentiler artık güçlü beklenti haline gelmişti. 25 mart etkinliğinde şüphesiz en merak edilen nokta bu servisin içeriği oldu. apple, anladığımız kadarıyla iki aşamalı bir servisi yayına alacak. alt basamakta özellikle abd merkezli televizyon kanallarının ve üçüncü parti online dizi film sağlayıcılarının içeriklerini belirli ücretler karşılığında kendi uygulaması üzerinden izletecek. böylece içerik sağlayıcılarının aboneliklerini tek bir platformda toplama imkanı doğmuş oluyor. örneğin, a ve b dizileri için x platformuna üye olmak; c ve d dizileri için ise y platformuna üye olmak gerekmeyecek. bu modelde Apple içeriği sağlayan değil, uygulaması üzerinden içeriği oynatan konumunda olacak. yani, platformu ve uygulamayı Apple sunarken içerik diğer servislerden sağlanacak. tabi benim türkiye içinden abd yayın abonelikleriyle ilgili bir şey söylemem saçma olur; buradaki iş ortaklığı ne kadar makul, satın alınan içeriğin fiyatı içerik sağlayıcının kendi platformundan ne kadar farklı olacak, en önemlisi müşteriyi içeriği Apple tv uygulaması üzerinden satın almaya pratiklik dışında motive eden faktörler var mı?, arayüz nasıl? gibi sorular en azından benim kafamda netliğe kavuşmamış mevzular. fakat ortada bir anlaşma olduğuna göre en azından Apple ve diğer içerik sağlayıcılar arasında ortak çıkarlar oluşmuş demektir. bana daha çok netflix'in piyasadaki ağırlığını azaltmak için ortak bir hamle gibi geldi.

sistemin ikinci basamağında ise Apple tv+ servisi var. bu servis, Apple'in kendi sunacağı film, dizi ve belgesel gibi içerikleri kapsayacak. apple bu tarafta kendi ürettiği orijinal film ve diziler ile haklaarını aldığı yapımları izletecek. servis, Apple cıhazları yanında ilk etapta diğer büyük akıllı tv üreticilerine de hizmet verecek. büyük olasılıkla zamanla tüm android ve windows pc tarafını da kapsayacak. bu servis ile Apple, kendi içeriklerini mümkün oldukça çok aygıttan izletmek; donanım satarak değil içerik satarak kar etmek istiyor. ilk etapta, amerikan gösteri dünyasının bir kaç ünlü simasının ürettikleri orijinal içeriklerle işe başlanacağı anlaşılıyor. Apple'in kaliteli orijinal içerik üretebilmek için çok istekli olduğu, ünlü oyuncu ve yönetmenlere sağlam paralar ödemeye hazır olduğu düşünülüyor. orijinal içerik dışında film içeriğinin nasıl sağlanacağı hakkında çok bir şey bilmiyoruz; belki de Apple iTunes üzerinden sattığı film içeriğini bu servis üzerinden aboneliğe açacak. ki bu olursa ve ab dışındaki içerik de yeterli olursa büyük avantaj sağlar; bizi de mutlu eder.

içerik çeşitliliği kadar, bu içeriğin Apple ve müşteri için maliyeti de önemli. fiyatlandırma hakkında henüz bilgi yok. fakat, eğer telif meseleleri sınırlamaz da geniş bir içeriği ABD dışında sunmaya karar verirler ise ülkemizde bunun maliyeti yüksek olacağından yeterince müşteri çekemeyecektir. netflix tarzı çok kısıtlı bir içeriği Ab ve ABD fiyatlarının çok altında satmak gibi bir strateji izlerler ise de servisin marka değeri zarar görecektir. daha açık konuşmam gerekirse, netflix'in türkiye'de nisbeten ucuza üyelik satması düşünülenin tam aksine müşteri alehine bir durum olacak zamanla.

meselenin bizi ilgilendiren tarafına gelirsek: sesli betimleme konusunda özel bir hamle olup olmayacağı hakkında pek bilgi yok ama, kısa vadede bu yönde bir adım beklemiyorum. yani, apple muhtemelen alışılageldik katı standartlar sunan kurallarını sesli betimleme için işletmeyecek; içerik sağlayıcıları bu noktada sıkıştırmayacak. fakat kendi orjinal içeriklerinde sesli betimlemeye özenmesi bir ihtimal.

servisle ilgili kişisel beklentilerle harmanlanmış yorumlarıma gelince: malesef ben online yayıncılık sektörünün içerik ürettiği tarz biri değilim. zira, dizi izlemek gibi bir alışkanlığım yok. dolayısıyla benim bu ve benzeri servisler için olumlu bir şey söylemem için arşivlerindeki film sayısı ve kalitesi çok belirleyici durumda. eğer Apple, iTunes store gücünü Apple tv+ servisine yansıtabilir ve abd dışı ülkelere de geniş bir arşiv sunabilirse film konusunda doğal bir avantaj elde etmiş olur. orjinal içerik konusunda da işe çok agresif başlayacağını rahatça söyleyebiliriz.

apple news+ üzerine

bu etkinlikte beni en az heyecanlandıran ve üzerinde en az duracağım servis yeni news+ servisi. Apple, news uygulamasının içeriğini dergilerle güçlendiriyor. ilk etapta 300 üzerinde tanınmış dergiyi içeriklerine ekleyecekler. dergilere Apple news uygulamasından ulaşılabiliyor.

news servisi malum türkiye'de kullanılamıyor; o sebeple türkiye'deki gazete ve dergi yayıncılığı üzerinde olası bir etkisi yok. elbette insan özellikle dergicilik konusunda erişilebilir bir hizmetle bizi heyecanlandırmalarını hayal ediyor; fakat orta vadede böyle bir yayılma beklemiyorum.

apple arcade üzerine

apple arcade, apple'in yeni oyun abonelik servisinin adı. bu servisle şirket bir çok oyuna tek bir abonelik paketi üzerinden erişim verecek. örneğin, a oyunu için ayrı, b oyunu için ayrı ücret ödemek yerine toplu ve düzenli bir abonelikle servis içindeki tüm oyunlar, reklamsız ve ek satın alım olmaksızın Apple cıhazlarında oynanabilecek. şimdilik servis yüzün üzerinde oyunla işe başlayacak. servisin toplu abonelik dışında oyunculara farklı etkileşimler sunup sunmadığı hakkında ise özel bir bilgi yok.

böyle bir servis tanıtıldığında hemen aklımıza gelen soru erişilebilir oyun deneyimi oluyor; o konuda her hangi bir gelişme beklemiyorum. zira, servisteki oyunlar şimdilik AppStore'da olan oyunların çok çok azı zaten. kaldı ki, anlaşılan yapımcılar küçük ya da bağımsız yapımcılar değil; yani piyasada erişilebilir oyun deneyimi önceden ne ise arcade sonrası da o olacak. fakat arama yaparken bir erişilebilirlik filtresi bekleyebiliriz.

kişisel yorumlarıma gelince: kanımca bu servisin kabul görebilmesinin iki şartı var; birincisi servis içinde fazla oyun bulnması, ikincisi ise oyuncuların oyunlarını Apple cıhazlar üzerinden oynamayı diğer platformlardan daha keyifli bulması. elbet iOS cıhazlarda ve Apple TV'de oyun oynanıyordu fakat düzenli abonelik başka bir model olduğundan cıhazın oyuncuya konforlu gelmesi gerekecektir. bu bahiste iPad pro performans olarak oldukça tatmin edici olacaktır; özellikle iOS 13 ve sonrasındaki gelişmeler zamanla mobil oyun deneyimini pc'ye yaklaştırabilirse Apple bu servisle bir taşla bir çok kuş vurabilir. ayrıca arcade, orta vadede Apple Tv'ye bir konsol hüvviyeti dahi kazandırabilir. şu an pek ikna edici olmasa da, Apple Apple tv konseptini oyun konsolunu da içerecek şekilde genişletme hamlesini yapabilir.

bir diğer mesele, arcade'in hemen hemen yakın zamanlarda tanıtılan google stadia servisi ile karşılaştırılması. bu iki servisin çalışma mantığının birbirinden çok farklı olduğunu rahatça farkedebiliyoruz. arcade paket abonelikle onlarca oyunu apple cıhazlarında oynatmayı hedeflerken; stadia uygun donanıma ihtiyaç duymaksızın bulut tabanlı bir oyun deneyimi sunmayı vaadediyor. sonuç olarak her iki platform da, oyun merkezli müşteri hedeflediklerinden karşılaştırılmalarında bir sakınca göremiyorum. platformlar çalışmaya başladığında gamer taifesi muhtemelen bu meseleleri hararetle tartışacak zaten. burada belirleyici olacak faktör kesinlikle oyun üreticilerinin tavrı olacak. iki platformun vre zamanla piyasaya girecek başka şirketlerin oyunculardan ziyade oyun yapımcıları için platformlarını çekici kılabilmeleri gerekecek. çünkü daha fazla oyunu oynatabilmek bu sistemlerin olmazsa olmazı olacak. oyun yapımcıları için önemli olan daha çok müşteriyi hangi platformun sunacağı ve geliştirme aşamasının en hızlı nasıl olacağıdır sanıyorum. çünkü, çok fazla platforma oyun geliştirmek zor oluyordur herhalde.

yukarıda uzunca tartışmış olsak da, arcade olsun stadia olsun körlere bir şey vaadetmiyorlar. bu sebeple arcade bahsini daha fazla uzatmaya gerek yok. körlerin ciddiye dahi alınmadığı bir sektör için çok bile yazdık.

apple card üzerine

apple card, Apple'in sunumda dikkatimi çeken oldukça ilginç bir servisi. aslında bu bir kredi kartından pek farklı değil ve Apple Pay ürününün bir parçası. mastercard altyapısını kullanıyor; dolayısıyla büyük ihtimalle de fiziksel kart olarak bu altyapının çalıştığı bizim gibi ülkelerde de çalışacak (tabi Apple pay olmadan). apple card fiziksel kredi kartı şeklinde de kullanılabiliyor; standart harcamalarda %2, apple harcamalarında %3 geri iyade sağlıyor(apple pay ile kullanılırsa), ve aidat gibi ek ücretlere tabi değil. bunların dışında asıl önemlisi, Apple Card güçlü güvenlik ve gizlilik özellikleriyle geliyor; kartın üzerinde standart kart bilgilerinin hiç biri yok, tüm bu bilgiler wallet uygulamasından takip edilip değiştiriliyor. ayrıca Apple, harcamalarınızın asla üçüncü taraflarla paylaşılmayacağını, alışveriş yaptığınız mağazanın dahi sizin hiç bir kişisel bilginize ulaşamayacağını taahüd etti.

anlaşıldığı üzere, Apple pay servisi türkiyede henüz kullanılamadığından bu kartın bizim için pratik bir anlamı yok. fakat Apple Pay olan ülkelerde bu kartın özellikle alışveriş gizliliğine önem veren kişilerce kullanılacağını tahmin ediyorum. Apple pay ise, özellikle biz körlerin alışveriş deneyimini köklü biçimde dönüştürme potansiyeline sahip. bizim için daha da hassas bir konu olan alışveriş güvenliği ve gizliliği konusunda çok erişilebilir bir çözüm. türkiye'ye gelmemiş olması bizim için büyük bir kayıp ama fazla farkeden yok. Apple sağolsun nfc erişimini üçüncü taraf geliştiricilere de açmadığından, bankalar da kendi temassız sistemlerini geliştiremeyince manzara bu oluyor. iyi bildiğim bir konu değil fakat, bankacılık uygulamalarının Face İd veya Touch İd ile güvenlik kontrolü yapması da türkiye'de yasal olarak mümkün değil.

son sözler

gözlemlediğim kadarıyla tanıtılan yeni servisler zaten piyasada benzerleri bolca olan hizmetleri içerdiğinden yenilikçi olmaktan uzak bulunuyor kimi çevrelerde. bu fikir ilk bakışta mantıklı gelse de resmi tam açıklayamıyor. evet, bir çok yayın servisi, ve yine oyun servisi, haber servisleri ve en nihayetinde kredi kartları var; fakat mesele Apple'in bu hizmetleri nasıl yapılandıracağından; işlev, kullanıcı deneyimi, son kullanıcı ve üretici beklentilerini nasıl optimum şekilde birleştireceğinden geçtiği için iş modelini ve ürünleri görmeden olumlu ya da olumsuz bir yorum yapmak anlam ifade etmiyor. ister oyun, ister dergi, ister abonelik yoluyla yayın olsun her sektörün kendine has problem ve alt problemleri var; yayın için ulusal telif ve abonelik dağınıklığı, dergiler için kaynak yetersizliği, oyunlar için çoklu platform karmaşası ve uygun donanım sorunu, alışveriş için ise gizlilik ve güvenlik gibi. apple bu meseleleri akılcıl şekilde çözebilirse gayet bu servisleriyle de popüler olabilir. hatta, bana göre Apple konumundaki bir şirket için gelinen noktada servisler yoluyla fark yaratmak donanımla fark yaratmaktan çok daha kolay ve tutturalabilir bir hedef. neden? çünkü ellerinde uygulamaları verebilecekleri, arayüzü gösterebilecekleri çok konforlu bir ekosistem var. eski devrimsel hamleler azalsada macOS, iOS, tvOS gibi işletim sistemlerine yaslanan tabletten telefona, bilgisayardan televizyona kadar güçlü donanımları var. yani Apple standart servisleri pürüzsüz bir kullanıcı deneyimi ile bu donanımlar üzerinden vermeyi başarırsa doğal bir müşteri topluluğunu kolayca elde eder. servis içeriğinin çeşitliliği için de o meşhur kasasından biraz daha fazla nakit harcadığında, geç girdiği bu alanlarda da bir şansı olacaktır.

en önemli konuyu yani erişilebilirliği en sona sakladık. bizim kızıl elmamız için Apple'in bu servisler özelinde çarpıcı bir hamle yapacağını düşünmüyorum. aslında, etki alanı düşünüldüğünde erişilebilir oyun ve dergicilik olsun, sesli betimleme olsun hassas erişilebilirlik meselelerini standartlaştırmaya en uygun yapı Apple'da mevcut. örneğin, Apple dokunmatik deneyimi erişilebilir olarak sunabildiğinde de, braille desteğini kendi cıhazlarında standart klavye olarak verdiğinde de, Alt yazı desteğini sisteme entegre ettiğinde de kör müşterisini heyecanlandırmayı başarmıştı. tüm bunlar Apple'in müşteri sadakati ve pazarlama prensiplerinin bir sonucu olduğu kadar, alt yapısının ve geliştirme ortamının söz konusu değişiklikleri en az riskle gerçekleştirmeye daha müsait olmasıyla da alakalı. bu elbette biz son kullanıcılar için kıymetli bir şey; fakat Apple de diğer büyük teknoloji şirketleri gibi kaynaklarının oransal olarak çok az bir kısmını erişilebilirlik geliştirmeleri için harcıyor; yapabileceklerinin çok çok azını gerçekleştiriyor. hasılı Apple zalım teknoloji şirketlerinin karşısında duran bir erişilebilirlik şövalyesi değil; bizim meseleyi gerçekçi bir şekilde ele almamız gerekiyor.

servisler özelinde neden büyük erişilebilirlik hamleleri beklemediğimi yukarıda yeri geldikçe yazmıştım; fakat yine yukarıda yazdığım gibi, Apple erişilebilirlik geliştirmeleri için diğerlerine kıyasla çok daha uygun bir altyapıya sahip. bu yüzden, eğer servisler başarılı olur da etki alanı oluşturursa daha güçlü talepler için bir zemin elde edilmiş olur. biz de tüm bu başlıklardaki gelişmeleri yakından izlemeye ve mümkün oldukça yazmaya çalışacağız.

Kategori: